Kayıtlar

Özgürlük Üzerine- I

  Dünyaya kendi gözlerinle bakmak… Sesini çınlatmak, aklına esince şapkanı yan yatırmak… Bir hiç uğruna kılıcına ya da kalemine sarılmak… Ne ün peşinde olmak, para pul düşünmek, İsteyince Ay’a bile gidebilmek. Başarıyı alnının teriyle elde edebilmek.  Cyrano de Bergerac Oyunundan- Edmond Rostand    Herhangi bir gün gibi o gün de izbandan inip evimin yolunu tuttum. Onca insan arasından bekçiler beni seçip seslendi. Kimlik sorup vatandaşlık numaramı istediler. Kendilerine bunu niçin yaptıklarını sordum. Yani neden ben? Beni bu denli özel kılan neydi bilmek istiyordum. Çoğu avukat gibi ben de d urdurma ve kimlik sorma uygulamalarında şüpheli olup olmadığımı, kolluğun beni durdurmakta makul bir sebebi olup olmadığını söz gelimi elinde bir kitap ya da uzun pardesü ya da esmer kıvırcık saçlı yahut ne bileyim böyle bir eşgali arayıp aramadıklarını merak ederim. O gün de bu neviden tartışmalar olurken bir klişenin gereği olarak kimlik sorulmasını takiben önce kolluktan kimli...

Stalker

  Yaşamın sınırlarını genişletmek, ruhun sınırlarını esnetmek ve biraz da teknik bir tabirle görüş hattının ötesine (B-LOS) geçmek için bir yolculuğa çıktım. Tarkovski' den ilhamla bir iz sürücü oldum. İnsan yola çıkarken yanında ne götürür? "Biraz Tuz, Biraz Ekmek ve kullanışlı kelimeler" (Şeyhmus Ay, Uyarı Levhası şiirinden - Yedi Mavi Renk). Bundan başka birkaç söz öbeğinin de işime yaracağını umuyordum. Söz gelimi; Goethe' nin Faust adlı eserindeki şu söz gibi "Duygu herşeydir isim ise anlamsız bir gürültü, gök ışığını sislendiren bir duman". ya da Proust' un dev eserinde sarf ettiği bitimsiz şu tümce gibi ; " Hiç şüphesiz ki isimler keyfi ressamlardır; bize insanların ve ülkelerin o kadar kendilerine benzemeyen taslaklarını çizerler ki çoğu kez karşımızda hayal edilmiş dünya yerine görünür dünyayı bulduğumuzda donar kalırız " Yola çıktığımda ilk öğrendiğim şeylerden biri yolun doğrusal olmadığı oldu. Sonra galiba yol nerede başlıyor nerede...

Sonsuzluk ve Bir Gün

Resim
      sonsuzluk ve bir gün filminden. Theodoros Angelopoulos (1998)    Charles Baudelaire' in Kötülük Çiçekleri kitabını çeviren Sait Maden, önsözde şu sözü Yahya Kemal' e atfediyor: "Şiir mukadder kelimeyi bekler".      Bu fikre katılırım ve şiirin bir arayış olduğunu düşünürüm. Angelopoulos' un "Sonsuzluk ve Bir gün" adlı filmini tekrar izlemem de bu yüzden. Filmin baş karakteri Alexander, Yunanlı Şair Solomos' un yarım kalan Özgür Tutsak adlı şiirine yeni sözcükler arayan bir şair. Kayıp sözcükleri arıyor.(Ya Maksim Gorki' nin Kelime Avcısına ne demeli? Bu mevzu belki buraya eklenecek belki de ayrı bir yazının konusu olacak.)  Bu yolculuğunda bir göçmen çocukla karşılaşıyor. Gençliği ve evliliği arasında gidip gelirken anları yeniden yaşıyor. Bu hikayeyi bütünleyen filmin müzikleri için yönetmen, Eleni Karaindrou' yla işbirliği yapmış ve ortaya dev bir şiir çıkmış. Şiir arayış dendi ya bu film de arayışın şiiri oluyor.    ...

KAHRAMANMARAŞ a Bir Yolculuk

Resim
   Adli tatili fırsat bilerek Kahramanmaraş hakkındaki hatıraları derleyip toparladım ve ortaya burada yazılanlar çıktı. Yazılanların, ismiyle müsemma bir "deneme" mahiyetinde olduğunu gözden çıkarmamanızı temenni ediyorum.     HATIRLAMAK       "İnsanın yaşadığı değildir hayat; aslolan hatırladığı ve anlatmak için nasıl hatırladığıdır"                                                                                                      Gabriel Garcia Marquez, Anlatmak İçin Yaşamak     Bir Proust okuru olarak, belleğin ve hatırlamanın ne denli önemli olduğunu vurgulayarak başlayayım. Yeniden çağırmak anlamına da gelen (Fransızca rappeler ) ...

ŞİİRLERİM

02 Haziran 2013 ANONYMOUS Sana yazacağım ey sevgili Beni vurdun ! diyeceğim. *** ROŞARŞ Kalemim kağıda gülüşlerini çizecek O kağıda bakıp, adını bile söyleyemediğim Testi yapacağım Roşarş Bilinçaltımda seni yaşatacağım *** 13 Ağustos 2013 PROMETHEUS Kargalara yem olsundular, deşilsindiler Öyle ya Onlar taşırken dünyayı omuzlarında Yüreklerini Sundular Orduya *** 14 Ağustos 2013 SIĞINAK Richter ölçeğinde var mıdır yeri, Peşi sıra gelen ilkgençlik sarsıntılarının, Deprem dedeye mi sorsak Çaresizlik, Konteyner senelerden Apar topar tahliye ettiğimiz Çocukluğa mı Sığınsak ? *** BÜYÜMEK İyimser düşlerin bahçelerinde Salıncaktayım Büyüyüp Adam olmayı Düşlüyorum. *** YAĞMUR Toprak ıslandığında Hatıralar da ıslanıyor. *** 01 Kasım 2013 SINIR Komşu ülkenin yasak toprağı Aramızda Dikenli Teller Ekmeğimle Gecenin bir vakti Sığınacağım Jandarmaları aşıp Koynunda uyuyacağım. *** 29 Aralık 2013 HÜZÜN Hüzünlüyüm Yükümü çeken yatağ...

İçtiğim En Acı Kahve

   Avlulu evler, eski kapılar, tarihi yapılar, uzun çarşıda bir tur sonrası yenilen tepsi kebabı, üstüne künefe ve en sonunda çay bardağında "süvari bardak"ta sunulan Türk kahvesi... Antakya gezisi, şehir turunun yanında benim için biraz da bahsettiğim bu yeme içme rutini demek. Maalesef bu rutin de diğer herşey gibi enkaz altında kaldı. Yaptığım son ziyarette ne yemeye içmeye iştahımız vardı ne de bize bunları sunacak insanlar. Bu menüden payıma yalnızca Türk kahvesi düştü. Keşifte, mahalle arasında ikram edilen kahve, bu şehirde ve hayatımda içtiğim en acı kahve olarak hatırımda kalacak... -    15 Şubat tarihinde meslektaşlarımızla gönüllü olarak baromuzu temsilen Hatay' a hareket ettik. Tahmin edileceği üzere, orada bir yıkım bizleri bekliyordu. Şehir koca bir şantiye alanı. Yıkılan yalnızca binalar da değil ya da enkaz yalnızca hafriyattan ibaret değil. Peki bu yıkımın sorumlusu kim? En başta kaçak yapı yapan vatandaşın kendisi. Sonra müteahhit taifesi geliyor. A...

Bir roman yazacak olsaydınız ilk cümlesi ne olurdu?

Romanların ilk cümlelerini bünyesinde barındıran İncipit Enstitüsü Enis Batur öncülüğünde kuruldu. Enstitü maalesef şu anda yaşamıyor. Enstitüyle ilgili http://www.sabitfikir.com/haber/kitaplarin-ilk-cumleleri-enstitusu-incipit dan aldığım kısa yazıyı aşağıya bırakıyorum: " İncipit, Latincede “başlangıç”, “giriş cümlesi” anlamına geliyor ve pek çok dilde incipit olarak yazılıyor. Enis Batur İncipit Enstitüsü hakkında şöyle diyordu: “İncipit Enstitüsü, adı üstünde, yeryüzünde bugüne dek yazılmış bütün kitapların ilk cümlelerini bir araya toplamak, onları sınıflandırmak, biçimlendirmek ve ilişkilendirmek, yorumlamak ve boyutlandırmak amacıyla kurulmuş, elde ettiği bütün sonuçları günbegün sunmayı, paylaşmayı hedefleyen bir merkezdir.” İlk cümle sancısını Enis Batur şöyle tanımlıyordu: “Yazar bir türlü onu bulamaz. Sanki o bütün bir notayı, sol anahtarını temsil ediyor gibidir. Kıvranır durur ve eğer tam kıvamında bir ilk cümleyi kâğıda dökerse onun bütün kitabın kaderini değiştirece...