İçtiğim En Acı Kahve


   Avlulu evler, eski kapılar, tarihi yapılar, uzun çarşıda bir tur sonrası yenilen tepsi kebabı, üstüne künefe ve en sonunda çay bardağında "süvari bardak"ta sunulan Türk kahvesi... Antakya gezisi, şehir turunun yanında benim için biraz da bahsettiğim bu yeme içme rutini demek.
Maalesef bu rutin de diğer herşey gibi enkaz altında kaldı.
Yaptığım son ziyarette ne yemeye içmeye iştahımız vardı ne de bize bunları sunacak insanlar. Bu menüden payıma yalnızca Türk kahvesi düştü. Keşifte, mahalle arasında ikram edilen kahve, bu şehirde ve hayatımda içtiğim en acı kahve olarak hatırımda kalacak...
-
   15 Şubat tarihinde meslektaşlarımızla gönüllü olarak baromuzu temsilen Hatay' a hareket ettik.
Tahmin edileceği üzere, orada bir yıkım bizleri bekliyordu. Şehir koca bir şantiye alanı. Yıkılan yalnızca binalar da değil ya da enkaz yalnızca hafriyattan ibaret değil.
Peki bu yıkımın sorumlusu kim? En başta kaçak yapı yapan vatandaşın kendisi. Sonra müteahhit taifesi geliyor. Az beton az demir az emekle yapılan binalar tabii ki depreme dayanıklı olmuyor. Peki bu inşaatları denetlemesi gerekenlerde hiç kusur yok mu? Depremi müteakip yardıma gelmesi gerekenlere ne demeli? Yalnızca, görevini yapması gereken kamu görevlileri, valiler, milletvekilleri, bakanlar ve malum zat?
İşte "birileri", kendisini yönetmek üzere bir "tanrı" seçtiği için deprem öncesi ya da deprem sonrasında yöneticilerden hesap sorulamıyor; yapılmayan denetim, kontrol, koordinasyon, kurtarma, acil yardım vs. faaliyetlerindeki zaafiyet, halkın omuz omuza çalışmasına rağmen böyle dev bir bilançoya yol açıyor.
Özgürlük ve sorumluluk at başı gider. Yöneticileri özgürce seçiyoruz, kuralları özgürce belirliyoruz; öyleyse bu acı gerçekle yüzleşmek zorundayız. Antakya' da gördüğüm, bu tablonun sorumlusu biraz da bizleriz. Orada biz kendi mezarımızı kendi ellerimizle kazmışız.

   Peki ne yapılabilir? Bu tabloyla bir daha karşılaşmamak için evvela cehaletin hüküm sürdüğü atmosferi değiştirmek gerekiyor; dini dogmalardan arınmış çağa uygun bir eğitim, işini hakkıyla yapan yöneticiler ve bunları denetleyecek bir sistem zorunlu. Aksi takdirde bu 'kader planını' değiştirmek mümkün gözükmüyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Özgürlük Üzerine- I

KAHRAMANMARAŞ a Bir Yolculuk

Stalker